new icn messageflickr-free-ic3d pan white
View allAll Photos Tagged sanatlar

...because you can find yourself in unexpected places...(perché puoi ritrovare te stesso nei luoghi più inaspettati)

:copyright:2015immaginEmozioni Photography All rights reserved

www.immaginemozioni.com

HD IMAGE (HIGH QUALITY) IS ON MY 500PX

This image is not available for use on websites, blogs or any other media without the explicit written permission of the photographer. Any form of reproduction, alteration, publication, distribution or copying without the explicit written permission of the author is forbidden.

For contact: immaginemozioni@gmail.com

MY WEBSITE: www.immaginemozioni.com

MY FACEBOOK: www.facebook.com/immagine.emozioni

MY 500PX: 500px.com/ImmagineEmozioni

MY FLICKR: www.flickr.com/photos/immaginemozioni/

MY TWITTER: twitter.com/immaginEmozioni

Grafik Tasarım Tarihine Kısa Bir Yolculuk: 1920–1970

 

Bir zamanlar, basın–yayın dünyası için çalışan; ‘matbaa ressamı’, ‘kapak ressamı’, kısaca ‘ressam’ olarak adlandırılan sanatkârlar vardı; gazetelerin, yayınevlerinin ve matbaaların gündelik görsel ihtiyaçlarına çözümler sunarlardı. Günümüz grafik tasarımcılarının ‘öncüleri’ diyebileceğimiz basın–yayın ressamları, “Babıali’nin Kapak Ressamları” sergisiyle anıldı...

 

Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

“Sanat ve Tasarım Günleri”

23 Mayıs–21 Haziran 2013, Galeri Işık.

Sergi Düzenleyicisi ve Tasarımı: Ömer Durmaz

 

Masnuat : Allah'ın yarattıklarındaki sanatlar

Güzel Sanatlar Fakültesi

Grafik Tasarım Tarihine Kısa Bir Yolculuk: 1920–1970

 

Bir zamanlar, basın–yayın dünyası için çalışan; ‘matbaa ressamı’, ‘kapak ressamı’, kısaca ‘ressam’ olarak adlandırılan sanatkârlar vardı; gazetelerin, yayınevlerinin ve matbaaların gündelik görsel ihtiyaçlarına çözümler sunarlardı. Günümüz grafik tasarımcılarının ‘öncüleri’ diyebileceğimiz basın–yayın ressamları, “Babıali’nin Kapak Ressamları” sergisiyle anıldı...

 

Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

“Sanat ve Tasarım Günleri”

23 Mayıs–21 Haziran 2013, Galeri Işık.

Sergi Düzenleyicisi ve Tasarımı: Ömer Durmaz

 

Grafik Tasarım Tarihine Kısa Bir Yolculuk: 1920–1970

 

Bir zamanlar, basın–yayın dünyası için çalışan; ‘matbaa ressamı’, ‘kapak ressamı’, kısaca ‘ressam’ olarak adlandırılan sanatkârlar vardı; gazetelerin, yayınevlerinin ve matbaaların gündelik görsel ihtiyaçlarına çözümler sunarlardı. Günümüz grafik tasarımcılarının ‘öncüleri’ diyebileceğimiz basın–yayın ressamları, “Babıali’nin Kapak Ressamları” sergisiyle anıldı...

 

Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

“Sanat ve Tasarım Günleri”

23 Mayıs–21 Haziran 2013, Galeri Işık.

Sergi Düzenleyicisi ve Tasarımı: Ömer Durmaz

 

 

Ara Güler (16 Ağustos 1928 - ), ünlü Ermeni asıllı Türkiye vatandaşı fotoğraf sanatçısı ve foto-muhabirdir.

  

Ara Güler Fotoğrafçı eczacı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukken sinemadan çok etkilendi, Muhsin Ertuğrul'un yanında tiyatro ve oyunculuk eğitimi almaya başladı. 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne devam etti ancak fotoğrafçı ve gazeteci olmaya karar verdi. Fotoğraflarında Leica makinasını kullanmıştır. Fotoğrafın sanat dalı olmadığını düşünmektedir.

  

Fotoğraf kariyeri [değiştir]1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin Yakın Doğu foto muhabirliği görevlerini üstlendi.

1961'de Hayat Dergisi'nde fotoğraf bölüm şefi olarak çalışmaya başladı. Aynı yıllarda Henri Cartier-Bresson ile tanıştı.

İngiltere'de yayımlanan Photography Annual antolojisi onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafcısından biri olarak tanımladı.

ASMP'ye (Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği) tek Türk üye olarak kabul edildi.

1962'de Almanya'da çok az fotoğrafcıya verilen Master of Leica unvanını kazandı.

İsviçre'de çıkan Camera dergisi kendisine özel bir sayı ayırdı.

1964'de Mariana Noris'in ABD'de basılan Young Turkey adlı yapıtında fotoğrafları kullanıldı.

1967'de Japonya'da çıkan Photography of the World antolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotoğrafı yayınlandı.

1967'de Kanada'da açılan İnsanların Dünyasına Bakışlar sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen Renkli Fotoğrafın On Ustası adlı sergide aynı yıl Almanya'da, Köln'de Fotokina Fuarı'nda yapıtları sergilendi.

1970'de Türkei adında fotoğraf albümü Almanya'da yayımlandı. Sanat ve Sanat tarihi konularındaki fotoğrafları ABD'de Time-Life, Horizon ve Nesweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı.

1971'de Lord Kinross'un Hagia-Sophia (Ayasofya) kitabının fotoğraflarını çekti. Yine Skira yayınevince Picasso'nun 90. yaşgünü için yayınlanan Picasso Metamorphose et unite adlı kitap için Picasso'nun foto-röportajını yaptı.

1972'de Paris Ulusal Kitaplık'ta sergisi açıldı.

1975'de ABD'ne davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotograflarını çektikten sonra Yaratıcı Amerikalılar adlı sergisini dünyanın birçok kentinde sergiledi. Yine aynı yıl Yavuz zırhlısının sökülmesini konu alan Kahramanın Sonu adlı bir belgesel film çekti.

1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin foto muhabirliği dalındaki Birincilik ödülü'nü aldı.

1980'de fotoğraflarının bir kısmı Karacan Yayıncılığın bastığı Fotoğraflar adlı kitabında bastırdı.

1986'da Hürriyet Vakfı'nca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı Mimar Sinan kitabı'nı fotoğrafladı. Aynı kitap 1987'de Institute of Turkish Studies tarafından İngilizce olarak yayınlandı.

1989'da Ara Güler'in Sinemacıları kitabı basıldı.

1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) The Sixth Continent adlı kitabını fotoğrafladı.

1999'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, meslekte 50 yılını dolduran gazetecilere verilen “BURHAN FELEK” basın hizmeti ödülü

2000'de Fransız Hükümeti tarafından İstanbul’daki Fransız Sarayı’nda “Légion d’Honneur; OFFİCİER DES ARTS ET DES LETTRES” unvanı verildi

2004'de Yıldız Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verildi

2005'te Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü[1]

Bu arada bütün dünyayı gezerek foto röportajlar yaptı ve bunları Magnum ajansı ile dünyaya duyurdu. İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso gibi birçok ünlü kişi ile roportajlar yapmış ve fotograflarını çekmiştir.

 

En ünlüsü fotoğrafcılara poz vermeyen Picasso'dur. Yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de Sinan, Architect of Souleiman the Magnificent adlı kitabı yayımlandı. Aynı yıl Living in Turkey adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da Turkish Style başlığıyla, Fransa'da Demeures Ottomanes de Turquie adıyla yayımlandı. 1994'de Eski İstanbul Anıları, 1995'de Bir Devir Böyle Geçti, Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü, fotograf kitapları yayımlandı.

 

Ara Güler hala fotoğraf çekmekte, fotoğraf eğitim vermekte ve Ara Kafe'yi işletmektedir.

  

Kitapları [değiştir]Fotoğraflar (Karacan Yayınları, 1980, İstanbul);

Ara Güler'in Sinemacıları (Hil Yayınları, 1989, İstanbul);

Sinan, Architect of Soliman the Magnificient (Editions Arthaud, 1992, Paris; Thames and Hudson,1992, Londra ve New York);

Living in Turkey (Albin Michel, 1993, Paris; Thames and Hudson, 1993, Londra ve New York; Archipelago Press, 1993, Singapur); Eski İstanbul Anıları (Dünya Yayınları, 1994, İstanbul);

Bir Devir Böyle Geçti,Kalanlara Selam Olsun (Ana Yayıncılık, 1994, İstanbul).

Yitirilmiş Renkler (Dünya Yayıncılık, 1995, İstanbul);

Yüzlerinde Yeryüzü (Ana Yayıncılık,1995, İstanbul);

Ara Güler’e Saygı (YGS Yayınları 1998, İstanbul, Hamburg);

Babilden Sonra Yaşayacağız, (Kısa hikâyeler, Aras Yayınevi, 1996, İstanbul);

İstanbul des Djinns (Fata Morgana, 2001, Montpellier, Fransa);

Yeryüzünde Yedi İz (Yapı Kredi Yayınları, 2002, İstanbul);

100 Yüz (Yapı Kredi Yayınları, 2003, İstanbul);

Retrospektif – 50 Yıl Fotojurnalizm (YGS Yayınları, 2004, İstanbul, Bremen);

Ara Güler (Antartist Yayınları, 2005, İstanbul);

Ara’dan Yetmişyedi Yıl Geçti (Fotografevi Yayınları, 1. Baskı 2005, 2. Baskı 2006, 3. Baskı 2007, İstanbul);

Beyaz Güvercinli Adam ( Fotografevi Yayınları, 2007, İstanbul);

Ara Güler ( Hachette, 2007)

Westminster Sarayı – Saat Kulesi – Londra – İngiltere

Westminster Sarayı – İngiltere

Londra’ nın en etkileyici noktası Westminster Sarayı ve Saat Kulesi bi yandan da İngilizlerin yaşam tarzının bi simgesidir. İngiliz Parlamentosunun da içinde bulunduğu yapıt, yaklaşık...

 

tatiltutkusu.com/dunyanin-en-meshur-sehir-simgeleri/

Grafik Tasarım Tarihine Kısa Bir Yolculuk: 1920–1970

 

Bir zamanlar, basın–yayın dünyası için çalışan; ‘matbaa ressamı’, ‘kapak ressamı’, kısaca ‘ressam’ olarak adlandırılan sanatkârlar vardı; gazetelerin, yayınevlerinin ve matbaaların gündelik görsel ihtiyaçlarına çözümler sunarlardı. Günümüz grafik tasarımcılarının ‘öncüleri’ diyebileceğimiz basın–yayın ressamları, “Babıali’nin Kapak Ressamları” sergisiyle anıldı...

 

Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

“Sanat ve Tasarım Günleri”

23 Mayıs–21 Haziran 2013, Galeri Işık.

Sergi Düzenleyicisi ve Tasarımı: Ömer Durmaz

 

Caferağa Madrasah is named after the person who had the idea to build it. Cafer Ağa, acting as agha of babüssaade (third gate of Topkapi Palace), had commissioned the chief master Mimar Sinan for the construction of the madrasah.

 

The fifteen rooms in the madrasah are used today both as classroom and exhibition area. In these rooms where the traditional Turkish handicraft and music courses are taught, the visitors have the opportunity to see these handicraft works and buy them, if they wish.

 

The workshop activities including a wide range such as Turkish marbling, calligraphy, illumination art, miniature, jewellery, adornment, ceramics, porcelain decoration, wood painting, cloth painting, hot glass painting, cold glass painting, painting, free brush and mosaics give opportunity to humans with different areas of interest to choose a suitable area for themselves. Those who are interested with music instead of handicrafts may take part in the courses of ney, ud or guitar. Another choice is the Ottoman language.

 

Caferağa Madrasah has been keeping its ancient soul since twenty years with the attempts of the Foundation of Service to the Turkish Culture.

Azmi and Bediz Koz founded Butik A in 1958 in Ankara. At the time, furniture design in Ankara was inspired by Scandinavian and especially Danish furniture. Adopting a similar approach, the Koz family began by copying products, they then went on to interpret these forms and created their own characteristic style. The company worked on several interiors and furniture pieces for members of the high society of Ankara, including the artist Ulvi Cemal Erkin. In the 1960s they founded MPD, which is still active today under the direction of Bediz Koz and is considered a milestone in the history of furniture design in Turkey.

 

Items of furniture by Butik A from the house of Ulvi Cemal Erkin were displayed in “Modern Essays 4: SALON” at SALT Galata, 2012. saltonline.org/en/277/

 

SALT Research, Azmi-Bediz Koz Archive

 

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık Bölümü mezunları Azmi ve Bediz Koz 1958’de Ankara’da Butik A’yı kurdu. Dönem Ankara’sındaki mobilya tasarımı anlayışı, İskandinav, özellikle de Danimarka ahşap mobilyasına yakınlık gösteriyordu. Benzer bir yaklaşımı benimseyen Koz ailesi, işe kopyalar yaparak başladı ve zamanla kendi özgün tasarımlarını oluşturdu. Butik A, besteci Ulvi Cemal Erkin başta olmak üzere, Ankara’da yaşayan sanatçı ve bürokratlar için iç mekân tasarımları yaptı ve mobilyalar üretti. Mobilyalarını zaman zaman Galeri Milar’da sergileyen Azmi ve Bediz Koz 1960’larda MPD’yi kurarak tasarım ve üretimlerini bu marka altında sürdürdü. Türkiye’de modern mobilya üretiminin temel taşlarından biri olan MPD, Bediz Koz önderliğinde hâlen tasarım ve üretim yapmayı sürdürmektedir.

 

Ulvi Cemal Erkin Evi’nin Butik A tasarımı mobilyaları, 2012’de SALT Galata’da “Modern Denemeler 4: SALON” kapsamında sergilenmişti. saltonline.org/tr/277/

 

SALT Araştırma, Azmi-Bediz Koz Arşivi

Ankara Ulus Atatürk Anıtı

 

Zafer Abidesi: Anıtın Yaptırılması

  

O günkü adıyla Hakimiyet-i Milliye olan Ulus Meydanı'nda bulunan Zafer Abidesi, Yeni Gün Gazetesi sahibi Yunus Nadi Bey'in önderliğinde Türk ulusunun maddi katkılarıyla yaptırılmıştır. Anıtın yaptırılması için tüm yurt çapında bir kampanya başlatılmış ve kampanya dahilinde açılan yarışmayı yürütmek üzere, bir yurttaş komitesi kurulmuştur. Komite tarafından Fransızca ve Osmanlıca bir şartname hazırlanmış ve hazırlanan şartnamede, Kurtuluş Savaşı'nın kime karşı, nasıl ve hangi amaçlarla yapıldığı geniş şekilde açıklandıktan sonra, zaferin önderi olan Mustafa Kemal'in kişiliği ve özellikleri ayrıntılı olarak tanımlanmıştır.

 

Bu iş için kurulan özel komite, dikilecek olan anıtın formuna ilişkin seçenekler üzerinde görüş alışverişinde bulunduktan sonra; Gazi Mustafa Kemal Paşanın bir kaide üzerinde ayakta, sivil giyimli bir cumhurbaşkanı olarak tasvir edilmiş, doğal büyüklükte bir bronz heykelinin dikilmesine karar vermiştir. Burada, anıtın konulacağı Hakimiyet-i Milliye Meydanı'nın planı, çevresindeki yapılarla birlikte verilmiştir.

 

Yarışmaya gönderilen projeler içinde, Avusturyalı heykeltraş Heinrich Krippel'in projesi beğenilerek yapımına başlanmış ve heykel 24 Kasım 1927 Perşembe günü yapılan bir törenle açılmıştır.

Anıtın Sanatsal Özellikleri

 

Anıt bir heykel grubu olarak tasarlanmış ve tamamlanmıştır. Burada esas vurgulayıcı olan, Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği birlik beraberlik sonucu ortaya çıkan başarıdır. Üçgen bir kaide üzerinde duran heykel grubu, Cumhuriyetin kurulduğu Büyük Millet Meclisi ve İstasyon yönüne bakmaktadır. Kaide üzerinde bütünlük gösteren heykellerden önde iki Mehmetçik bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki, arkadaşlarını savaşa çağıran, soldaki düşmanı gözetleyen Mehmetçik heykelleridir. Arkada ise mermi taşıyan Türk kadını heykeli bulunmaktadır.

 

Heykel grubunun tam ortasında, çokgen bir kaide üzerinde yine çokgen plana sahip ve daralarak yükselen anıtın asıl kaidesine ulaşılır. Mermerden olan bu kaidenin güney cephesinde üstte, Sakarya'da düşmanı yenen Türk askeri; altta savaş sırasında Mustafa Kemal, komutanlar ve Türk askerinin tasvir edildiği kabartmaların yer aldığı iki pano bulunmaktadır. Anıt kaidesinin kuzey cephesinde mermere kazılmış kabartma iki panodan üsttekinde zaferden sonra resmi geçit yapan Türk askeri, alttakinde ise kağnılarla cepheye silah ve cephane taşıyan Türk köylüsü tasvir edilmiştir.

 

Mermer kaidenin ön yüzünde, içeri girinti yapan üç yüzlü bölümün üst kısmında, üç adet doğan güneş motifi ve bunları çerçeveleyen çelenk motifi bulunmaktadır. Anıtın çokgen kaidesinin daralarak yükselen en üst kısmında anıtı çevreleyen, bir sıra halinde Mustafa Kemal'in altın varakla yazılmış özlü sözleri bulunmaktadır. Anıtın mermer kaidesinin arka yüzünde, ortada kabartma olarak topraktan çıkan ancak bir dalı kırılmış ve kırık yerin üzerinden daha gür bir şekilde yükselen hayat ağacı motifi bulunmaktadır.

 

Üzerindeki özlü sözlerle, sanat ve tarihi değeri büyük olan kabartmaların bulunduğu oldukça yüksek mermer kaide üzerinde, şartnamede sivil giyimli bir cumhurbaşkanı olarak tasvir edilmiş, doğal büyüklükte bir bronz heykelin dikilmesine karar verilmiş iken, o günün şartları içinde mareşal üniformalı Gazi Mustafa Kemal, dört ayağı üzerine sağlamca basan Sakarya isimli atı üzerinde bronzdan tasvir edilmiştir.

 

Maarif Vekaleti'nin 1947 yılında yanmasından sonra açılan proje yarışması sonunda, binanın yerine bugünkü Emek Çarşısı ve İşhanı yapılırken; Zafer Abidesi de bu proje kapsamında ele alınarak, eski yerinden güneye doğru kaydırılarak bugünkü yerine taşınmıştır.

 

Ulus Atatürk Anıtı, Ankara Valiliğinin katkılarıyla Kültür Bakanlığı tarafından 2002 yılı Ağustos ayı içerisinde gerçekleştirilen restorasyonla, onarımı ve temizliği yapılarak bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur.

Heykeltraş Heinrich Krippel

 

27 Eylül 1883 yılında Viyana'da doğdu. Heykel öğrenimini Viyana Güzel Sanatlar Akademisinde yapmış, önceleri mezar ve portreler üzerinde çalışmıştır. 1925-1938 yılları arasında Türk Hükümeti'nin davetlisi olarak geldiği Türkiye'de, Sarayburnu Atatürk Heykeli (1925), Konya Atatürk Heykeli (1926), Ankara Atatürk Heykeli (1927), Samsun Atatürk Anıtı (1931), Afyon Karahisar Zafer Anıtı (1935), Ankara Sümerbank içindeki Oturan Atatürk Anıtı (1938) gibi eserler bırakmıştır.

 

Atatürk, bu eserler için sanatçıyı köşkte misafir etmiş ve ona anıt için poz vermiştir. Anıt grubunun heykelleri sanatçının Viyana'daki atölyesinde tasarlanmış, Viyana Birleşik Maden İşletmeleri'nde bronza dökülmüş, parçalar halinde Türkiye'ye getirilerek yerlerinde monte edilmiştir. Sanatçı 5 Nisan 1945 tarihinde Viyana'da bir mide ameliyatı sonrasında ölmüştür.

Anıttaki Yazılar

 

Kaidenin en üst kenarını çevreleyen kuşakta;

"Türk milleti, muzaffer istihlas ve istiklal cidalini ve muazzam asri inkılaplarını, en manidar bir remz ile, en iyi ifade edebilecek şekli, yukarki hakiki timsalde bulur."

 

Kaidenin ön cephesinde;

"Artık badema, sine-i millete bir ferdi mücahit olarak çalışacağım. 8 Temmuz 1919, Erzurum."

"Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."

 

Kaidenin sağ tarafında;

"Düşman ordusunu vatanın harimi ismetinde boğarak, behemahal naili halas ve istiklal olacağız. 6 Ağustos 1919"

 

Kaidenin sol tarafında ise;

"Düşmanın anasıra asliyesi imha edilmiştir. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri. 1 Eylül 1922"

 

yazmaktadır.

  

Bilgi: T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı/Ankara İli Kültür ve Turizm müdürlüğü web sitesinden alınmıştır.

 

 

bu kare çektiğim son fotograf. son makaramın son karesi. cihad'ın leica'sı ile koda 400 NC negatife çekildi, C-41 banyoda yıkandı, 1200 dpi'da büfok laboratuvarında tarandı. sanırım bundan sonra da başka fotograf çekmeyeceğim.

 

başlık iddialı. ama tarihi sonu da değil. nihayetinde fotograf üretmeyi sonsuza kadar bırakacak olmasam da; ideolojik, estetik ve pratik olarak fotografla olan ilişkimin geldiği nokta bir tür sona işaret ediyor. bir nokta demeli belki de en azından. yaklaşık on senedir fotoğraf çekiyorum, yaptığım pek çok başka şeyde olduğu gibi. 2002'de ablam malezya'ya gittiğinde onun getirdiği kodak point-shot tipi dijital makinayla başlamıştım. lisede bir miktar onunla çalıştım, grafik ağırlıklı bir portfolyom vardı. robert college'in güzel sanatlar festivali'nde sergilemiştik.

 

lisenin sonunda siyah&beyaza sardım, gülnur abladan ve nihandan karanlık oda öğrendim. buket teyzeden makinasını ödünç alıp iranda bir seri çalıştım.sonrasında kendi makinamı edindim. italyada ve bosna-çekoslavakya hattında ilk denemelerimi yaptım. sonrasında hisar günleriyle beraber insana, hikayelerine yönelen bir süreç gelişti. lisedeki soğut ağırlıklı kompozisyonlar, portre ağırlıklı insan manzaralarına dönüştü.

 

esasen bu dönüşüm sosyal ve politik bir dönüşümün de parçasıydı. adeta ajans gibi çalıştığım, 12'deki eylemin siyah-beyaz filmlerini yıkayıp, tarayıp akşam 5 baskısına yetiştirdiğim babıali kafaları dahi oldu. dost meclislerini, ev hallerini, okuldaki eylemleri, etkinlikleri, kentsel dönüşüme uğrayan mahalleri, kentleri, köyleri fotoğrafladım, belgeledim. bütün bunlar hep, beni bunları görselleştirmeye inandıran, teşvik eden birtakım nedenselliklerle gelişti. çektiğim fotograflar biraz bizim, meselemizin hikayesiydi. hafızaya dair şeylerdi. bunu en çok coz mülteci olduktan sonra fark ettim. onu uğurladığımız akşam eve döndüğümde, klasörlerde onun fotograflarını aradım, derledim, bir ufak albüm yaptım. "bu fotografları çekerken kaderlerinin bu olabileceğini biliyor muydum? tabii ki hayır, peki neden çekiyorum, biraz hafıza, biraz hatıra, biraz da sanat için zannedersem" demişim albümü gruba atarken. aslında iyi kötü bu cümle ve tecrübe, fotograf çekmeyi benim için elzem ve meşru kılan şeyi ve nihayetindeki tatmin duygusunu açıklıyor.

 

özellikle son iki senede orta format ağırlıklı çalıştım. bu benim görece daha özgün ve iyi karelerimi ürettiğim bir dönem de oldu. İHH gezilerinden bişeyler çıkardık, kontemporan kafalara takıldık. fena da olmadı gibi. ama yavaş yavaş bir fade-out yaşamaya, zaten bayat aldığım filmleri iyice eskitmeye başladım. fotograf çekmek, karanlık odaya girmek içimden gelmez oldu. bunda büfok'un kadrosundan geçtim, mekansal olarak da leş bir yer haline gelmesi, orda çalışmanın zevkli değil meşakkatli bir sürece dönüşmesi de kısmen etken. en azından ruhum artık o meşakkati tatlı bir eğlenceye dönüştüremez oldu sanırım. yoksa eskiden haftada en az 2-3 saat karanlık odada vakit geçer, yıkar tarar otururdum kulüpte. benimle beraber orda arkadaşlarım da oturdular, okudular, geleni gideni terörize ettik, bütmk'çülerin mıymı müziğinni dinledik. hipster kızlara, heveskar oğlanlara fotograf dersleri verdim, sirkeci'de murat ekinci'den ucuz film almanın yolunu tarif ettim. ama bitti. nihayetinde yashica'yı osman'a iade ettim. emektar nikon'u ve lens setimi satıp elden çıkardım. ödünç aldığım leica kompakt makinayı da cihad'a geri verdim.

 

bu kareyi, her zamanki gibi kristal'de yıkamaya götürdüğüm kodak NC400 serisi filmin sonundan taradım.bu benim son fotografım. analog olarak, yani bir sanat ve zanaat meşgalesi olarak, bir seyr-i temaşa ve tefekkür eylemi olarak fotoğrafla kurduğum ilişkinin de son halkası. artık insanları, eşyayı, tabiatı ve vakayı görselleştirmede eski heyecanımı duymuyorum. eskisinden geçtim, içimde en ufak bir arzu, istek, şevk dahi belirmiyor. bu boşluk neyin eksikliğinden mülhem bilmiyorum. neyle dolacak onu da bilmiyorum. bildiğim tekşey artık fotograf çek(e)meyeceğim, en azından bilerek ve isteyerek. bir iPhone, bir instagram kimseden farkım olmadan, hiçbir hususiyet, emek ve nazar taşımaksızın binlerce kare üretmeme imkan verecek. hikayenin sonu da bu, fotografın sonu yani.

 

Special Thanks

 

Halit Ömer Camcı

 

Cihad Caner

 

Deniz Dinçok

 

Nihan Doğusan

 

Murat Ekinci

 

Ayşe Meryem Gürpınar

 

Gülnür Güner

 

Zehra Guveli

 

Buket Işık

 

Kemal Işık

 

İsmail Küçük

 

Osman Özarslan

 

Şahabettin Pamuk

 

Murat Pay

 

Zeynep Merve Uygun

 

İsmail Yaylacı

 

Feyzullah Yeşilkaya

İnciraltı - İzmir - Türkiye/Turkey

 

Explore Mar 5, 2009 #488

 

All rights reserved © Yener ÖZTÜRK

  

Barış Manço - Biyografi

  

2 Ocak 1943 yılında İstanbul´da dünyaya geldi.Sahnelerle ilk kez 1958 yılında Galatasaray Lisesi´nde öğrenciyken tanıştı.Galatasaray Lisesi´ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini tamamlamak için Belçika´daki 'Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi´ne gitti.

 

Grubu 'Kurtalan Ekspres' ile beraber Türkiye´de ve yurtdışında birçok ülkede konserler verdi.Yaptığı 200´den fazla beste sayesinde 12 altın ve 1 platin albüm kazandı. Ayrıca bu besteler Arapça, Japonca, Farsça, İngilizce ve Fransızca gibi birçok dile çevrilerek farklı sanatçılar tarafından yorumlandı.

 

Manço´nun şarkıcı ve besteci kişiliği, sunucu ve program yapımcısı kişiliğiyle de birleşerek ortaya herkesin çok sevdiği 'Barış Manço' çıktı.Ekranların en sevilen eğlence ve kültür programlarından biri olan '7´den 77´ye', ilk olarak 1988 yılında TRT1´de yayınlanmaya başladı.

'Türkiye´nin Evliyası' lakabını da kazanan sanatçının, 'Barış Manço Live In Japan' (1996) adlı albümü, Japonya´daki konserinin canlı kayıtlarının olduğu bir albüm . Bu albümün özelliği, Manço´nun bizlere veda etmeden önce yayınladığı son albüm olmasıydı.Ancak ne yazık kı, 40 yıllık sanat hayatının en sevilen parçalarını yeniden düzenlediği 'Mançoloji ' adlı albümünün piyasaya çıkışını kendisi göremedi. 31 Ocak 1999 tarihinde İstanbul'da öldü.

  

Kendisini Rahmetle Anıyorum

The Turkish Pavilion for Expo 58 Brussels was designed by Utarit İzgi, Muhlis Türkmen, Hamdi Şensoy and İlhan Türegün. A monumental mosaic wall with vernacular motifs, by artist Bedri Rahmi Eyüboğlu, was installed in the building. After the World Fair all the structural and internal elements of the pavilion were transported to Ankara. It was planned that the pavilion would be rebuit near the Sports Hall, but after the military coup in 1960, the components were sent to İstanbul and sold to the municipality. Although the Academy of Fine Arts were keen to buy the building they couldn’t raise the funds to do so. Bizarrely, the tiles of the mosaic were discovered in Cyprus in 2010 and were displayed in an exhibition in Nicosia curated by Johann Pillai.

 

SALT Research, Utarit İzgi Archive

 

Expo 58 Brüksel Türkiye Pavyonu, Utarit İzgi, Muhlis Türkmen, Hamdi Şensoy ve İlhan Türegün tarafından, 1950’lerin modernist mimarlık eğilimine uygun olarak tasarlandı. Pavyonda Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun anıtsal boyutta, yerel motifli mozaik duvar uygulaması yer aldı. Pavyonun fuardan sonra Ankara Spor Sarayı çevresine monte edilmesi planlanan parçaları, 1960 darbesinin ardından İstanbul’a gönderilerek büyükşehir belediyesine satıldı. Sonrasında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi tarafından kullanılmak istendi ama bütçe kısıntısı sebebiyle devredilemediği için Gülhane Parkı’nda çürümeye bırakıldı. Mozaik duvarın parçaları ise 2010’da Kıbrıs’ta ortaya çıktı ve Johann Pillai tarafından Lefkoşa’da sergilendi.

 

SALT Araştırma, Utarit İzgi Arşivi

Belma Usluoğlu, yere düşen yaprak tanelerine adeta yeniden hayat veriyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu Belma Usluoğlu, yere düşen yaprak tanelerine adeta yeniden hayat veriyor. Usluoğlu, yerden topladığı ağaç yapraklarına resimler çizerek onları...

 

www.eskisehirmedyasi.com/eskisehir/belma-usluoglu-yere-du...

Sadi Öziş and İlhan Koman, two important sculptors from Turkey, founded a metal-sculpture atelier in 1955 within the State Academy of Fine Arts in İstanbul. Due to a lack of interest in contemporary sculpture in the country and their own financial issues they also produced furniture to sell. In 1956 they opened a private atelier called Kare Metal with financial support. In 1957 a third artist, Şadi Çalık, joined the group. Together they created lines of furniture composed from unusual materials like industrial piping and metal fibers. The products were considered to be avant-garde for the time and became fashionable to buy. In 1958 Koman and Çalık chose to focus on more conceptual artistic endeavors and left Kare Metal. Öziş continued producing furniture until 1966 under the name Kare Metal and Galeri T.

 

SALT Research, Sadi Öziş Archive

 

Sadi Öziş ve İlhan Koman, 1955’te Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde kendi metal heykel atölyelerini kurdular. Türkiye’de heykele ilginin azlığı ve heykeltıraşların malzeme için ek gelir ihtiyaçları nedeniyle bir süre sonra atölyede metal mobilya tasarım ve üretimine de başlandı. Öziş ve Koman, 1956’da finansal destekle özel Kare Metal atölyesini kurdu, 1957’de gruba Şadi Çalık dâhil oldu. Kare Metal’de su borusu, kümes teli gibi sıra dışı malzemelerle üretilen ve o dönem için oldukça avangart olan mobilyalar yoğun rağbet gördü. 1958’de farklı alanlara yönelen Koman ve Çalık Kare Metal’den ayrıldı, Öziş ise 1966’ya kadar Kare Metal’in yanı sıra kurucusu olduğu Galeri T’de mobilya tasarım ve üretimini sürdürdü.

 

SALT Araştırma, Sadi Öziş Arşivi

www.archives.saltresearch.org/R/QSMHMF2QQES7NQV3EPJ636MXS...

 

The Turkish Pavilion for Expo 58 Brussels was designed by Utarit İzgi, Muhlis Türkmen, Hamdi Şensoy and İlhan Türegün. A monumental mosaic wall with vernacular motifs, by artist Bedri Rahmi Eyüboğlu, was installed in the building. After the World Fair all the structural and internal elements of the pavilion were transported to Ankara. It was planned that the pavilion would be rebuit near the Sports Hall, but after the military coup in 1960, the components were sent to İstanbul and sold to the municipality. Although the Academy of Fine Arts were keen to buy the building they couldn’t raise the funds to do so. Bizarrely, the tiles of the mosaic were discovered in Cyprus in 2010 and were displayed in an exhibition in Nicosia curated by Johann Pillai.

 

SALT Research, Utarit İzgi Archive

 

Expo 58 Brüksel Türkiye Pavyonu, Utarit İzgi, Muhlis Türkmen, Hamdi Şensoy ve İlhan Türegün tarafından, 1950’lerin modernist mimarlık eğilimine uygun olarak tasarlandı. Pavyonda Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun anıtsal boyutta, yerel motifli mozaik duvar uygulaması yer aldı. Pavyonun fuardan sonra Ankara Spor Sarayı çevresine monte edilmesi planlanan parçaları, 1960 darbesinin ardından İstanbul’a gönderilerek büyükşehir belediyesine satıldı. Sonrasında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi tarafından kullanılmak istendi ama bütçe kısıntısı sebebiyle devredilemediği için Gülhane Parkı’nda çürümeye bırakıldı. Mozaik duvarın parçaları ise 2010’da Kıbrıs’ta ortaya çıktı ve Johann Pillai tarafından Lefkoşa’da sergilendi.

 

SALT Araştırma, Utarit İzgi Arşivi

Sadi Öziş and İlhan Koman, two important sculptors from Turkey, founded a metal-sculpture atelier in 1955 within the State Academy of Fine Arts in İstanbul. Due to a lack of interest in contemporary sculpture in the country and their own financial issues they also produced furniture to sell. In 1956 they opened a private atelier called Kare Metal with financial support. In 1957 a third artist, Şadi Çalık, joined the group. Together they created lines of furniture composed from unusual materials like industrial piping and metal fibers. The products were considered to be avant-garde for the time and became fashionable to buy. In 1958 Koman and Çalık chose to focus on more conceptual artistic endeavors and left Kare Metal. Öziş continued producing furniture until 1966 under the name Kare Metal and Galeri T.

 

SALT Research, Sadi Öziş Archive

 

Sadi Öziş ve İlhan Koman, 1955’te Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde kendi metal heykel atölyelerini kurdular. Türkiye’de heykele ilginin azlığı ve heykeltıraşların malzeme için ek gelir ihtiyaçları nedeniyle bir süre sonra atölyede metal mobilya tasarım ve üretimine de başlandı. Öziş ve Koman, 1956’da finansal destekle özel Kare Metal atölyesini kurdu, 1957’de gruba Şadi Çalık dâhil oldu. Kare Metal’de su borusu, kümes teli gibi sıra dışı malzemelerle üretilen ve o dönem için oldukça avangart olan mobilyalar yoğun rağbet gördü. 1958’de farklı alanlara yönelen Koman ve Çalık Kare Metal’den ayrıldı, Öziş ise 1966’ya kadar Kare Metal’in yanı sıra kurucusu olduğu Galeri T’de mobilya tasarım ve üretimini sürdürdü.

 

SALT Araştırma, Sadi Öziş Arşivi

‘O Hayat Benim’ dizisinde Nuran karakterini canlandıran oyuncu Yeşim Ceren Bozoğlu’nu görenler şaşırıyor.

   

Oyuncu Yeşim Ceren Bozoğlu, son olarak ‘O Yaşam Benim’ dizisinde Nuran karakterine hayat vermişti.

 

119

   

Dokuz Eylül Üniversitesi, Hoş Sanatlar Fakültesi, Oyunculuk...

 

Kaynak: Kadın Moda Haberleri, Kadın Sağlık Haberleri

bugün benim doğum günüm ve işyerinde dostlarım bu anlamlı günde beni mutlu etti ve ilk armağan manevi ablamın kızı Ece'den geldi, benim güzel sanatlarda gelenekçi yapıya olan hayranlığıma uygun bir hediye....teşekkürler Ece

1 3 4 5 6 7 ••• 34 35