You aren't signed in     Sign In    Help
||||||||||||||||||| > Collections
[?]

02-01c

"Bahsettigini anliyorum sanirim.

O "soluk verir gibi taviz veren cins" insanlardan olmamizin belki de en temel nedenlerinden biri "tanimis, gormus, yasamis" olmamizdandir. Yani demek istedigim belli bir plastik kalite var hayata dair her seyde, organik... plastik... asinan ve degisen bir sey, dogan yasayan olen dogan olen yasayan bir sey. Buna sahit olmusuz, bunun bilgisi (ki bu 1 bilgi degil ama total bir "bilmek" durumu sanki) icimize islemis. O noktada olsa da olur, olmasa da olur, hatta ne? evet. simdi... yok, ... var. geliyor... esti gecti... yana yatiyor gibi.. cikti. bitecek, yine....

Ve bu durum aslinda kaotik degil, kaotik olan bu durumun hemen oncesi, ondan sonra o kadar garip ki, esinti gibi oluyor insan. "Kendinde telas uyandirmaksizin butun(lug)e maruz kalabilme yetenegi" gibi bir sey gelistiriyoruz sanirim. Kafandaki "guc, kuvve, eylem, yasam" formlari ve etkileri degisiyor, evriliyor. Taviz veriyorsam bundandir belki de. Verdikce arttigimi hissettigimden. "Ver"ebiliyorum cunku "var".

Ama diger arkadaslar, testesteron yuklu sol beyin merkezli erkek egemen kadinli erkekli toplumu olusturup aritmetigin fetisini oksayan topluluk, hani o teknolojiyi bulan, kulturu kuran, evleri yapip icinde oturan, kendine karsidan ve disaridan bakmaya muhtac, oz yikiciligina yasam ve trend diyen cagdas toplum bireyleri... O bolunemeyecek parcasina indirgendigi olcude ozgurlestigine inanan demokrasi hedonistleri tabii ki bildiklerini yasamlari pahasina terk etmeksizin devam ettirmek icin varlar. Bu bir yasam(a) formu.

Elinde baska bir sey yoksa olani ozellestirip biriciklestirmek garip ama anlasilir bir tavir. Onlar aslinda ne maddi ne de manevi/dusunsel hic bir seye sahip degiller (yasayip olecek seyler olarak kazandigi para(?) ile satin aldigi her ne "kendisinin" olacaktir, kendisine ait olacaktir ki?), "sahip olabilme" yetileri ve donanimlari yok, ayrica iyiki de yok, cunku buna ragmen sahip olmaya kalksalar o muthis bir yikim olur, onlar daha ziyade ritmini zamanin belirledigi bir tempoda ve armonide tuketmeye ve "seylerin" istasyonlar gibi, durakladigi birimler olmaya yararlar, gelirler ve giderler, alirlar ve satarlar, konusurlar, isitirler, soylerler, konusurlar, isitirler... bir cesit mantarsi yuzey olustururlar, hafif nemli, cogalabilen... sahip olamazlar... Bunlari yaparken de (ne ironiktir ki) genellikle tutucu, kapali, kollayici fikirler, hareketler ve dusuncelerden beslenir, bu tur "sabitleyici, duzenleyici" yapiyi uretirler. Statuko'nun devamindan sorumlu, kanin pihtilasmasini saglayan proteinler gibidirler... tutmaya calistikca seyleri kayganlastirdiklarini bilmezler.

O nedenle onlar sahip olamaz, onlarin bir seyi yoktur, o yuzden de "veremezler". En cok mali olana, en cok sey gosterene, isigi en cok yansitan seylere sahip olanlara bak (tenini bronzlastiran, mucevher, araba, buyuk camli gunes gozlukleri sahibi olanlar, medya calisanlari/patronlari, gokdelenler ve onlarin sahipleri ve oralarda calisanlar... isigi ne yansitiyorsa iste...), onlarin aslinda hic bir seye sahip olamamanin nefreti ve hezeyani icinde "toplamaya ve gostermeye" delirmiscesine kendini kaptirmis olduklarini dusunuyorm. Para, demisti hocalardan biri, kahyanin susudur... biraz aristokrat ve elitist bir laf, cok yukarilardan edilmis bir soz ama aslinda benim soylemeye calistigimi da ornekliyor. En cok var gozukende yokluk, ve "var etmenin, sahip olmanin" gosterilemeyecek bir sey olusu ilginc geliyor bana.

O "var" gosteren, varlikli olana bak, onlar taviz veremez. Onlar fikir de veremez, sevgi de veremez, adam gibi nefret de veremez, bozuk para da veremez, yol da veremez, ne sevabini ne gunahini ne umutlarini ne yalanlarini ne de utanclarini... hic bir seyi veremezler. Veremeyen sikisir, kuculur, sertlesir, kuruyarak curur. Bu hep boyle degil mi?

Birimden degil surumden kazanir bunlari sistem, cunku bunlari cogaltmak kolaydir, "genel" olan onlardir, mainstream olan, trend'lerin konustugu kitle, vitrinlerin baktigi toplum, televizyonun muhattabi, sosyal sistemin omurilik suyudur bunlar. Ve yapi icinde kalmasi butunlugu korumasi gerekir bunlarin, folklor'den aile kulturune, aile kavramindan kurum kavramina, toplum bilinci ve militer eylemlilige kadar pek cok seyi ya bunlar icat etmek zorunda kalmislardir, ya da islerine yaradigi sekilde alip kullanmislardir. Bunlari besleyen seylerden en merkezi olani "egemen kulturdur (ki bunu hem uretir hem tuketirler, geri donusumludur bunlar)", bu nedenle onlar, (norm olarak magrur ve emin yasamlari icinden) kendileri gibi olmayani tanimlama hakkina sahip hissederler, ve ne yaziktir ki, onlar gibi olmayanin oldugu sey ilk once "onlar gibi" olmamaktir. Beni kahreden noktalardan en esaslisi da budur.

Neyse, onlar vermez, cunku hem veremez (verecek bir sey yoktur), hem de vermez (cunku vermek acilmak, cozulmek, sulanmak, dagilmak gibidir, ki bu kaynaklari ve varligi kisitli, az, kucuk, dar yapilarda olmek/yok olmak anlamindadir. Ve yok olmak ise, kelimenin duz anlamiyla, zaten o olmayan ama var gibi yapan bunyenin temel karakteri ile yuz yuze gelmesi, kendi ustune katlanip simetriklesmesi, iki duzeyde, kokundeki ve yuzeyindeki "YOK" olusun birbirini dogrulamasi anlamina gelir, onlarin olumu kendileriyle GERCEKTEN ilk defa karsilastiklari yerdir, ki zaten kactiklari ve sakindiklari tecrube de budur tam olarak).

Vermek bir tur zenginlik ister cunku, yani varsa verirsin, veya vermek artik senden birseylerin azalmasi anlamina gelmiyorsa verirsin, ki ona artik vermek denemez belki... Bir tur harekete donusur, sadece olan/yapilan bir sey olur, az ve cok ile, var ve yok ile olculebilir bir sey olmaktan cikar. O turden bir durum olmali ki verebilsin, verilebilsin bir sey..

Neden hep bizim gibi adamlar veriyor sorusuna benim cevap olabilecek dusuncelerim bunlar. Hep biz veriyoruz, cunku bizde "var", olmayandan istemek yersiz ama neden olmadigini sormak lazim belki, veya bosver, o da lazim degil."

97 photos | 648 views

items are from between 14 Feb 2006 & 09 Sep 2006.

02-01c by |||||||||||||||||||
02-02k by |||||||||||||||||||
02-03c by |||||||||||||||||||
02-04k by |||||||||||||||||||
02-05c by |||||||||||||||||||
02-06k by |||||||||||||||||||
02-07c by |||||||||||||||||||
02-08k by |||||||||||||||||||
02-09c by |||||||||||||||||||
02-10k by |||||||||||||||||||
02-11c by |||||||||||||||||||
02-12k by |||||||||||||||||||
02-13c by |||||||||||||||||||
02-14k by |||||||||||||||||||
02-15c by |||||||||||||||||||
02-16k by |||||||||||||||||||
02-17c by |||||||||||||||||||
02-18k by |||||||||||||||||||
02-19c by |||||||||||||||||||
02-20k by |||||||||||||||||||
02-21c by |||||||||||||||||||
02-22k by |||||||||||||||||||
02-23c by |||||||||||||||||||
02-24k by |||||||||||||||||||
02-25c by |||||||||||||||||||
02-26k by |||||||||||||||||||
02-27c by |||||||||||||||||||
02-28k by |||||||||||||||||||
02-29c by |||||||||||||||||||
02-30k by |||||||||||||||||||
02-31c by |||||||||||||||||||
02-32k by |||||||||||||||||||
02-33c by |||||||||||||||||||
02-34k by |||||||||||||||||||
02-35c by |||||||||||||||||||
02-36k by |||||||||||||||||||
02-37c by |||||||||||||||||||
02-38k by |||||||||||||||||||
02-39c by |||||||||||||||||||
02-40k by |||||||||||||||||||
02-41c by |||||||||||||||||||
02-42k by |||||||||||||||||||
02-43c by |||||||||||||||||||
02-44k by |||||||||||||||||||
02-45c by |||||||||||||||||||
02-46k by |||||||||||||||||||
02-47c by |||||||||||||||||||
02-48k by |||||||||||||||||||
02-49c by |||||||||||||||||||
02-50k by |||||||||||||||||||
02-51c by |||||||||||||||||||
02-52k by |||||||||||||||||||
02-53c by |||||||||||||||||||
02-54k by |||||||||||||||||||
02-55c by |||||||||||||||||||
02-56k by |||||||||||||||||||
02-57c by |||||||||||||||||||
02-58k by |||||||||||||||||||
02-59c by |||||||||||||||||||
02-60k by |||||||||||||||||||

< Prev 1 2
(97 in set)
Subscribe to a feed of stuff on this page... Feed – Subscribe to the set "duet : kutlu/cüret 2"