Deve Sütü...

Deve Sütü...

Dün bir kısmını gerçekleştirdiğimiz mekke ziyaretlerimizde acizane organizasyonunu gerçekleştirdiğim mahiyetimdeki umre grubumu, Hudeybiye Biatı’nın yapıldığı alana yakın deve çiftliğine götürdüm...

Her şey o kadar doğaldı ki gözümüzün önünde deve sağıldı ve içmek isteyenlere taze süt ikram edildi...

Deve sütü bol köpüklü ve lezzetli olan mükemmel bir içecek...

Tavsiye ederim...

Ancak bunun yanında Deve sütü ile ilgili bir kaç özelliği yazmadan da edemiyeceğim...

Deve Yüce yaratıcının sıcak iklimlerde yaşama ustalığı yönünden hikmetler ile donattığı çok fonksiyonlu ve özel bir hayvan...

İşte sıcak çöl yolculuğunun sırrı...

Deve yerleşim yerlerinde meskun mahallerde beslendiğinde yağlı ve tatlı süt veriyor.

Aynı deve çölde yolculuk esnasında tuzlu süt üretiyor...

Çöl çok sıcak olduğundan doğal olarak canlıların terlemelerinden dolayı bünyelerinde tuz kaybı oluşur. Vücut, direncini korumak için tuza ihtiyaç duyuluyor olmasını düşündüğümüzde, Deve deyip geçtiğimiz mahlükatın tasarrufunun ötesinde, böylesi bir sırrı ne ile izah edebiliriz acaba...

İşte, uzun günler süren çöl yolculuğunun tamamlanmasında en büyük etken develerin bilinmedik özelliklerinden sadece sütü ile ilgili detaylar oldukça dikkat çekici...
Yorulunca deveye binip yol alınıyor. Acıkınca sıcak çölde serin ve tadına doyum olmayan "erimiş dondurma" tadı ve kıvamında deve sütü içiliyor...

Deve sütü Mucize bir üretim ve gerekli bir tüketim olup
hedefe varılmasında, ve çöl şartlarının sağ salim aşılmasında en büyük yardımcıdır inşallah...

Anyone can see this photo All rights reserved

Uploaded on Feb 22, 2012

0 comments

Ne Yat Ne Kat Öncelikle A ş k . . .

Ne Yat Ne Kat Öncelikle A ş k . . .

EY AŞK !
NERELERDEYDİN !
Kalbimde yaz gününden kalma kelebek uçuşları...
Başımın üstünde dönüp duran kar taneleri, ve yüreğimin sıcaklığıyla eriyip giden buzlar. Yürürken sokakta ayağımın altından kayarcasına geçen yollar, aklımda sen, yüreğimde sen ve sanki yeni bir aşka yelken açan kalbimle bir başıma. Sessizliği dinliyorum, seni düşünüyorum, hayaller kuruyorum ve bu bence bendeki iyiye gidişin bir işareti olmalı diyorum. Araladığım kalbimden dışarı doğru biraz çekingen ve biraz da heyecanla uzanıyor, hoş geldin, diyorum. Nerelerdeydin !...

Ey aşk ! Ne kadar zamandır bekliyordum seni. Gözüm yollarda kaldı ama en çok da yüreğim. Yüreğim o kadar çok bekledi ki; beklerken yorulmayı öğrendi, acı çekti, hüzünlendi. Kimi zaman güneşe güldü, kimi zaman ağlayan yağmura. Ama hiç bıkmadan bekledi.

Ey aşk ! Nerelerdeydin, gözüm yollarda kaldı. Bak bu sene kar yağdı şehrime. Karda yürümekten korkardım oysa şimdi sen geldin ya korkmuyorum artık. Daha bir güvenle yürüyorum yollarda. Hem düşsem ne olur ki, sen varsın, tutarsın beni. Tutarsın değil mi !

Ey aşk ! Sen gözleri ceylana benzer; her gün geçerken kapının önünden görmeyi arzuladığım sevgili. Seni göreceğim diye daha bir keyifle başlıyorum güne. Artık zor gelmiyor çalışmak bile bana. Yüreğim sanki bir kuş kanadında ve bir tüy kadar hafif.

Ey aşk ! Okuduğum tüm aşk romanlarından yayılan bir koku var burnumda. Kim bilir kaç kitap devirdim ve kaç kişinin aşkını yaşadım kendim yaşarcasına ve işte şimdi sıra bende. Ben de kendi romanımı yazacağım senin aşkınla.

Ey aşk ! Ben seni bekliyorum yıllardır. Bir ara gelmiştin ya da ben geldiğini sanmıştım ama sanırım yanılsamaydı ki bu, farkına nice sonra vardığım. Gecemi gündüzüme katıp beklediğim ve en nihayetinde geldin ve şimdi buradasın. Bir daha gitmeyeceksin değil mi !
Ben biliyorum bu sefer benim için geldin. Ve bu ne bir yanılsama, ne de bir romandan kalan hayal. Bu benim ve senin aşkın. Yıllardır beklediğim sonunda gelen sonsuz aşk.

Ey aşk !
Nerelerdeydin...
Meğer ne de çok özlemişim seni.
Bir daha bırakıp gitme olmaz mı !!!

Aşkın tarifini yapmak ne kadar güç olsa da onu en güzel yaşarken tarif edebiliriz herhalde. Çünkü yaşarken ancak, mutluluğun ve sevginin ve de yaşamın anlamına daha iyi varabiliriz. Aşk yoktur diyenlere inat, aşk vardır diyenlerdenim ve aşk dünya dönmeyi bıraktığı güne kadar da var olacak…

Mehpare ÖĞÜT
---------------------------------------------------------------------------------

Adına sevgililer günü denilen ve bir güne hapsedilen bu günde;
Sevginin aslında hayatın mayası olması hasebiyle yaşanılan bir ömrü tüm sevenlerin, sevdikleri ile geçirmesi duasıyla....

Anyone can see this photo All rights reserved

Uploaded on Feb 13, 2012

0 comments

Bu Gün Pazar...

Bu Gün Pazar...

bugün pazar
daha uyanmadı komşular
damların üzerinde kuşlar
daha rahatlar
radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
yağmur da var
çok sevdiğim rüzgar da
daha uyanmadı komşular
bugün pazar
dışan çıkmak istiyor canım
tek başına haytalık etmek
islanmak pazar sabahında yağmurda
boş caddelerde dolaşmak
vitrinlerine bakmak mağazaların
sinemaların afişlerine
sokakların isimlerine
telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
bir merhaba demek sessizce
sahilde martılara simit atmak
otobüslerin ilk seferlerine binmek
gitmek istiyor canım
hayatın gittiği yere
islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine...

Anyone can see this photo All rights reserved

Uploaded on Feb 12, 2012

1 comment

Asr-ı Saadette çocuk olmak...

Asr-ı Saadette çocuk olmak...

Asr-ı Saadette çocuk olmak...
Abdullah, Ubeydullah veya Kesir olmak,
Hz.Abbas'ın çocukları,
Fahr-i Kainat onları yan yana dizer,
Sonra karşılarına geçer, ve
''Kim benim yanıma daha önce gelirse,
Ona şunu şunu vereceğim.'' derdi,
Onlar da koşarak gelir
Hz.Peygaberin sırtına tırmanır,
Göğsünün üzerine çıkarlardı
Hz.Peygamber de onları öpüp bağrına basardı
Abdullah bin Cafer anlatıyor :
''Çocukluğumda Abbasın oğlu Kusem ve Ubeydullahla oyun oynadığımız bir sırada
Rasulullah yanımızdan geçti
Beni gördüklerinde şu çocuğu bana uzatınız buyurdular
Beni bineğinin önüne oturttular
Sonra da Kusemi göstererek şimdide şunu uzatınız dediler
Ve onuda terkisine bindirdiler
Sonra da Fahr-i Kainat başımı üç kere sıvazladılar
Her sıvazlamada da
EY RABBİM(C.C) Sen Caferin yokluğunu çocuklarına hissettirme
Ve onun yerini Sen doldur diye dua ettiler...''

Anyone can see this photo All rights reserved

Uploaded on Feb 10, 2012

0 comments

Ş e h r i m . . .

Ş e h r i m . . .

Gülüm geldi; yelim seldi: segah yaktı bu şehrim
Canım geldi; zaman seldi; segah yaktı bu şehrim

Kızıl gonca avaz yaktı, dudak aşkı ateşler
Işık tuttu; güzüm güldü; segah yaktı bu şehrim

Sözüm aşkla tutuşmuştu, dilim yâri örerken
Acım dindi; hüzün çöldü; segah yaktı bu şehrim

Zehir bâde eriyordu, içim yârla dolarken
Güneş nurdu; özüm güldü; segah yaktı bu şehrim

Nehir yansa, deniz sussa, akar canda alevler
Hecem aşktı; gecem dildi; segah yaktı bu şehrim...

Anyone can see this photo All rights reserved

Uploaded on Feb 8, 2012

2 comments

← prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12
(200 items)
Subscribe to a feed of stuff on this page... Subscribe to Acizane's photostream – Latest | geoFeed | KML